11 Haziran 2011 Cumartesi

Kubadabad Rölyefler



Efendiim, Kadiköy HEM'de yaptığımız işler yavaş yavaş çıkmaya başladı.Oldukça el oyalayan ama çok zevkli bir form. Öncelikle Kubadabad sarayı çinilerinden uygulamak istediğimiz desenleri seçtik. Genellikle herkes kuşlu desenleri seçti, ben minyatür desenlerine benzediği için bu adamcıkları yapmaya karar verdim. Bilgisayardan istediğimiz büyüklükte deseni çıkardıktan sonra eskiz kağıdına geçirdik. Negatifini alabilmek için tersinden keçeli kalemle geçtik. Sonra bu yüzeyi çamurun üstüne yapıştırıp desenin çıkmasını sağladık. Keçeli kalem izi bir süre sonra uçtuğu için, çizgilerin üstünden çöp şiş ucuyla geçmek zorunda kaldım.

Deseni uygulama işi bittikten sonra çamur ekleyerek kabartmaları yaptık, modelaj aletleriyle ve süngerden bolca yararlanarak şekillendirdik. Ama bu kadar detaylı bir rölyefte bence en büyük püf noktası yumuşak, kısa küt uçlu ve ıslatılmış fırça kullanmak. Bu fırça yardımıyla küçük girintileri temizleyip pürüzsüz hale gelmesini sağlayabilirsiz. Yalnız, fırça fazla ıslak olursa çamur balçıklaşıyor. O yüzden fırçayı ıslattıktan sonra bir süngere ya da beze değdirerek suyun fazlasını alabilirsiniz.


Bisküvi fırınlamasından sonra, tabletleri nemli bezle güzelce temizleyip. Sıraltı boyasıyla boyadık. Sıraltı boyaması oldukça ustalık istiyor. İlk defa deneyecekseniz, önce düz plakalarda çalışıp elinizi eğitmenizi öneririm. Burada önemli olan yüzeye fırçayı sürtmeden, fırçanın ucuyla boyayı gezdirmek. Hatta Sıdıka Sibel Sevim, kitabında, 1 kaşık toz sıraltına 1 damla gliserin eklersek fırçanın daha kolay kayacağını söylüyor. Bir dahaki sefere deneyeceğim:)Biz samur fırçaların sentetiğinden kullandık. Daha sonra pistole ile sırladık.


Bu tabletleri alt alta iplerle asmayı düşünüyorum. Hatta tabletlerin içindeki narlar, balıklar ve yaprakların minyatürlerinden yaptım iplere asmak için ama henüz pişmediler, tamamlanmış hallerini de unutmazsam yayınlarım. Fakat, fotoğraf çekmedeki başarısızlığım yüzünden tabletler oldukça yamuk gözüküyor, gerçek halleri daha iyi:)

6 Mayıs 2011 Cuma

Rahat bıraksınlar bizi ve sanal alemleri!

Blogların başına gelenleri hepimiz biliyoruz, borsayı takip eder gibi bugün açık mı kapalı mı diye günlük takipte kaldık. İlk günlerin kızgınlığını, yılgınlık takip eder oldu. Açıkçası yazmak gelmedi içimden. Neyse ki bu arada az laf, çok iş yaptım. Bol bol bulut yapıyorum:) Sürprizi kaçmasın, sırlamaları tamamlanınca yayınlarım. Tabi blogların başına yine birşeyler gelmezse:(

25 Şubat 2011 Cuma

Kaçırılmaması gereken bir sergi

Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik bölümünün sergisi Mart ayı boyunca gezilebilir. Birbirinden başarılı sanatçıların sergisini özellikle İstanbul'da olanlar kaçırmasın!!!


23 Şubat 2011 Çarşamba

Yine mi kelebek:)


Kadıköy HEM'de seramik kurslarına devam ettiğimden bahsetmiştim. Orada yaptığımız işleri bahara doğru sırlayacağız, şimdilik sırsız halini paylaşıyorum. Yanda gördüğünüz tabağı 2 farklı çamurla , sucuk ve toplarla yaptım. Büyükçe bir kase alıp, içini poşetle kapladım. Sucuklarımı, toplarımı ve dolma fıstıklarımı hazırlayıp, tabağın içine yerleştirdim. Sonrasında içini balçıkla sıvadım. Çamur çektikten sonra kaseden çıkarıp, dışarıdan düzeltmelerini yaptım.

5 Şubat 2011 Cumartesi

kirpi




Evimin başköşesinde durmasına rağmen buraya eklemeyi unuttuğum kirpiciğimi sizlerle tanıştırmak isterim:)

4 Şubat 2011 Cuma

Oldu da bitti:)






Günaydın,




Bu hafta oldukça keyifli ve yoğun geçti. Yeğenim sünnet oldu. Bir taraftan onu ziyaretler, bir taraftan uzaktan gelen akrabalar...Neyse, ben de ziyarete gelenler için minik bir hoşluk düşünüp, sünnet şekerleri yaptım. Tabii yumurta kapıya dayanınca böyle birşey yapmaya karar verince oldukça telaşe ve koşturmaca oldu.Pazartesi akşama kadar 100 tane balık yapıp, Salı günü Eminönü'nden kese ve şeker alışverişi (ve diğer işler için gerekli uzunca bir malzeme listem daha vardı elimde) sonrası yükümle sır almaya gittim. Sonrasında atölyeye gidip fırının kapağını açtım soğuması için. Çarşamba günü öğlene kadar sırlama yaptım. Sırlamayı daldırma yöntemiyle yaptım. Balıkların gözlerine dolan sırları temizleme işi için, çöp şiş kullandım. Ay yetişecek mi, ay bunlar fırından nasıl çıkacak korkularından sonra nihayet Perşembe öğlen balıklarım çıktı. Bu kadar kısa zamanda yapılan iş için bundan iyisi can sağlığı:) Öğleden sonra şekerleri ve balıklarını yerlerine yerleştirince böyle cicoş oldular.

15 Ocak 2011 Cumartesi

Yeni Takılar

Merhabalar,

Aslında yazın yaptığım takıları ancak tamamlayabildim.Seramik takı yapmak benim için inişli çıkışlı bir iş. Çamurdan şekil verirken çok eğleniyorum. Bisküvi fırınlaması bitince alıyor beni bir tasa. Ayy, ben bunlari ne renk yapsam diye karar kara düşünüyorum. Bu arada kolye uçları beni bir köşede bekliyor. Bir şekilde sırladıktan sonra, fırından çıkanları genelde pek beğenmiyorum. Bir köşeye atılıyorlar tekrar. Aradan uzunca bir süre geçtikten sonra takıya dönüştürmeye karar veriyorum. Bu aşama çok zevkli. Genellikle herbiri diğerinden farklı oluyor. En son çıkan sonuç genelde yüzümü güldürüyor.