10 Aralık 2010 Cuma

Tornadan seçkiler










Bunlar da tornada yaptığım işlerden küçük bir seçki. Yeni işler çıktıkça yayınlamaya devam:)

Bu kız bunca zamandır ne yapıyor:)

Bloğuma baktım da en son Haziran'da birşeyler yazmışım. Demek ki biraz biriktirmem gerekiyormuş.Bildiğiniz gibi yaz korkunç sıcak geçti. Değil seramik yapmak, hiçbirşey yapamaz hale geldim. Neyse ki torna dersleri almaya başlamıştım, tatiller hariç aksatmadan devam ettim.
Torna pek öyle yazılarak anlatılacak birşey değil:(
Bu arada Mecidiyeköy'deki evimi atölyeye çevirdim. Dün itibariyle çalışmaya başladım. Pazartesi, Salı ve Çarşamba günleri orada çalışmaya devam edeceğim. Yolunuz düşerse kahve içmeye beklerim.
Eylül'de de Kadıköy Halkeğitim'de seramik derslerine başladım. Orada yaptıklarımızı ancak Nisan'dan sonra sırlayacağımız için yaptıklarımızı yaza doğru paylaşıyor olacağım.

Benden haberler şimdilik bu kadar, bundan sonra yaptıklarımı daha düzenli paylaşmaya çalışacağım.

9 Haziran 2010 Çarşamba

Paris gezisinden




Uzunca bir aradan sonra yeniden merhaba,


Sizlerle Paris gezimden seramik ve heykel fotoğraflarını yorumsuz paylaşmak istiyorum. Yukarıdaki resimler Louvre'dan, diğerleri galerilerden...


28 Nisan 2010 Çarşamba

İlk torna ve sıraltı denemem


Eee, her zaman sonuç başarılı olmuyor. Biraz da patlak işleri paylaşmakta yarar var:)
Öncelikle tornadan başlayayım. Torna oldukça zevkli ama bir o kadar da zor ve pis bir iş. Bu alanda uzmanlaşmak için pislik kaldırır bir atölyeniz, sabrınız ve yeteneğiniz olması gerekiyor. Çamurunuzda hiç hava kalmaması çok önemli. Daha sonra çamuru merkeze almayı becermeniz gerekiyor ki yalpalamasın. Bunda genellikle zorlanılıyormuş, bana o kadar zor gelmedi. Bence asıl nokta duracağınız yeri farkedebilmekte. Çünkü çamurla oynarken bir form yakalıyorsunuz fakat inceltmek veya uzatmak istediğinizde kopmalar oluyor. Deneyimliler bu noktayı 'işi zirvedeyken bırakmak' diye ifade ediyorlar. Asıl ustalık ne zaman zirvede olduğunu anlamak bence...Mesela ben uzun bir vazo yapmak isterken, tepesi koptuğu için mumlukla yetinmek zorunda kaldım:(
Gelelim sıraltına...Sıraltı ve sır üstü boyamaları ayrı ayrı fırınlamak gerekiyor. Ya da sıraltı uyguladıktan sonra üzerine pistole ile sır geçmek gerekiyor. Benim gibi ikisini de fırça ile yapıp, ayrı ayrı fırınlamazsanız, sıraltı boyalarının üstüne şeffaf sır geçince sıraltı dağılıyor. Buradaki hatamı, Prof. Sıdıka Sibel Sevim'in 'Seramik Dekor ve Uygulama Teknikleri' kitabını okuyunca anladım. Çok faydalı bir kitap, tavsiye ederim.

22 Mart 2010 Pazartesi

Gelincik


Yeni ürünler fırından çıktı. Heykeli oyarak boşaltmaktan pek keyif almamış biri olarak, yine plaka yöntemi kullanarak yaptığım bir heykeli paylaşmak istiyorum. Bir arkadaşım görünce geline benzettiği için adı gelincik oldu:)

Beyaz çamuru, hizalama çubuklarıyla açtıktan sonra üzerine etekli bir kadın vücudu çizdim ve çamuru bu çizgilerin üzerinden kestim. Bu parçayı tekrar çamurun üzerine koyup ikinci bir parça aldım. Burada önemli olan etekleri alabildiğine geniş kesmek. Daha sonra bu parçaları genişçe bir merdane üstüne koyarak, fön makinasıyla bir süre kuruttum. Böylece çamurlarım yuvarlak bir form alarak tek başlarına ayakta durabilir oldular. Bu sırada oluşan çatlamaları parmağımla ovuşturarak birleştirdim. Daha geniş çatlamaları ise oyma kalemi yardımıyla kaynaştırıp, parmağımla ovarak düzelttim.
2 parça formlarını tek başlarına aldıktan sonra , çamurların kenarlarını çentip sulandırılmış çamur sürdüm ve parçaları birleştirdim. Heykelin iç tarafındaki eklem yerlerine, ince çamur parçaları ekleyip, oyma kalemi yardımıyla yapıştırdım ve düzelttim. En son dıştan son traşmaları ve düzeltmeleri yaptıktan sonra ana gövde hazır oldu.

Elimle yuvarlayarak kafayı yapıp, içini boşalttıktan sonra ana gövdeye ekledim. Elbisenin ön tarafındaki fırfırlar için, ince parçalar kesip üzerine dantelle desen verdim. Bu fırfırları katlayarak, arkalarından çentikler attım. Gövdeyi de çenttikten sonra sulandırılmış çamur yardımıyla yapıştırdım. Bu kısım biraz dikkat istiyor. Çünkü, çok bastırırsanız dantel desenleri kayboluyor. Saçı için ise elimle yuvarlayarak pelikler için sicimler yapıp, bunları ördüm. Örerken çatlıyor. Ben ıslak sünger yardımıyla bu çatlakları yok ettim. Daha sonra bu peliği kafaya ve etek kısımlarına yapıştırdım.
Bisküvi pişiriminden sonra, krakle (crackle) beyaz sırla sırlandı. Tekrar fırından çıktıktan sonra çatlaklar belli olsun diye siyah mürekkeple boyayıp, üstten mürekkepleri sildim. Aralarda siyahlar kaldı.
Gerçekten çok el oyalayan bir formdu. Özellikle pelik ve dantel kısmı için yaklaşık 4 saat uğraştım, ama emeğime değdi:)

10 Mart 2010 Çarşamba

Faşo Ağa

Bu da bizim faşo ağamız. Kendisi salonun başköşesindeki rafta durup, oradan bana kötü kötü bakıyor:)

Daha önce yaptığım heykelcikte içini boşaltma kısmından pek hazzetmediğim için, bunu yaparken farklı bir teknik kullandım. Öncelikle çamuru masaya vurarak dikdörtgen form verdim. Sonra çamurun ortasından bir çıta geçirdim. Çıtanın iki tarafından yuvarlamaya başladım. Böylece çamur yuvarlak bir form alırken içi de boşalmış oldu. Vazo yaparken bu teknik çok işe yarayabilir;)

Çamur istediğim kalınlıkta olunca, ortanın biraz yukarısından elle sıkarak boyun kısmını oluşturdum. Alt tarafını elimle yanlara doğru açtım. Omuz kısmı çok dar olduğundan, yanlara çamur ekledim. Arkadan öne doğru (parmak izlerim çıkacak şekilde) çamuru yaydım ve bu şal görüntüsü vermekle kalmayıp, omuzlara hacim kazandırdı. Kafasını yapmak için ise ellerimle ve ıslak sünger yardımıyla çamuru toparladım. Kafasının üstünü açık bıraktım. Kaşlarının çıkıntısını yapmak için çamuru içeriden parmaklarımla ittirdim.
En son kafasının tepesine şapka yapıp, sulandırılmış çamur yardımıyla yapıştırdım. Genel hatlarıyla form oluştuktan sonra, bıyık, kulak, gözler, yaka vs yapmak çok kolaylaştı.

Bisküvi fırınlamasından sonra öncelikle mat siyah sırla tamamen sırladım, daha sonra üstten nemli süngerle silerek sadece dokularda siyahlık kalmasını sağladım. Sadece şal, saç, bıyık ve şapkayı renklendirdim. Böylece sonradan renklendirme siyah beyaz filmler gibi oldu, ağamız da o filmlerin sert kabuğunun altında altın gibi kalp taşıyan baş karakteri...

8 Mart 2010 Pazartesi

Yaprak tabak

Bol yağmurlu ve soğuk bir İstanbul'dan merhaba.

Sizlerle yapımı çok basit olan, yapraktan tabak yapımını paylaşacağım. Hizalama çıtaları yardımıyla eşit kalınlıkta açtığım beyaz çamurun üzerine damarlı kısım çamurun üzerine gelecek şekilde yaprağı yerleştirdim. Merdaneyle hafifçe bastırarak yaprağın dokusunu çamura çıkardım. Daha sonra yaprağın kenarlarından keserek fazla çamuru ayrıştırdım. Sonrasında ise yaprağın kenarlarını çok hafifçe ıslatıp yukarı doğru kıvırdım. Kıvırdıkça bir yandan fön makinasıyla kuruttum. Yoksa çamur kendini salıyor. Eser bu sırada hafif çatlaklar oluşursa parmağınızla hafifçe ovuşturarak çatlakları düzeltebilirsiniz. Fırına isterseniz yaprakla sokabilirsiniz. Nasılsa o yüksek sıcaklıkla toz oluyor. Benimkinde zaten kurudukça yaprağı attı.

Fırınlamadan sonra mat siyah sırla sırladım. Daha sonra nemli süngerle üstten sildim, sadece damarlarda siyah etkisi kaldı. En üste ise yeşil sır sürdüm.

Ben bu tabağın üzerine tealight mumlar koyarak mumluk olarak kullanıyorum. Siz daha büyük yapraklar kullanıp kocaman kaseler bile yapabilirsiniz.

2 Mart 2010 Salı

Seramik takılar - 2

Tam bahar geldi, bunlar da böcekleri demeyi planlarken yağmur başladı. Galiba haftasonu yine soğuklar geri geliyormuş:(
Neyse biz moralimizi bozmayalim, ne de olsa soğuk havalarda seramik yapmak daha kolay. Anlaşılan bir süre daha hızlı kurudu, çatladı dertlerimiz olmayacak:)

Uğurböcekli takıları yaparken olmazsa olmaz deterjan kapaklarım başucumdaydı. Sol baştakini yaparken ufak bir kapakla iki tane yuvarlak kestim. Alta tam yuvarlak koydum, üste kanat şeklinde kestiğim ikinci yuvarlağın parçalarını yapıştırdım. Sonra kanatların üzerine suşi çubuklarının yardımıyla noktacıklar yapıp ön tarafa baş için küçük bir parça ekledim.

Sağdaki için ise büyükçe bir yuvarlak kestim. Bu yuvarlağın ortasından (daha küçük bir kapak yardımıyla) bir parça çıkardım. Nemli bir süngerle güzelce ıslatınca elle damlamsı bir şekil vermek kolay oldu. Takıyı yaparken içlerine camdan uğurböcekleri sarkıttım.
********************************************************************************

Bunlar da balıklı takılarım.Yapımları çok basit. Evde balıklı bir kolyem vardı. Çamurun üzerine bastırıp, sırlayınca böyle oldular:) Herhalde en çok balık burcu olanlar rağbet eder bunlara...
********************************************************************************
Sol baştaki yine meşhur aletlerimden suşi çubuklarının yardımıyla yaptığım takılardan. Hamuru kesip uç kısmını arkaya doğru kıvırıp yapıştırdım. Delik delmek yerine, ipi ortan geçirdim. Suşi çubuklarının arkasıyla papatya deseni yaptım.
Ortadakine ise deniz kabuğunun desenini çıkardım.
Sağdakinin desenini oyma kalemiyle yaptım. Kenarlarındaki oyukları yapmak içinse kürdan kullandım. Kürdanla hamuru ortalara doğru ittirdim.
Bunların çoğu yuvarlak formdaki takılar. Yayınlamaya söz verdiğim diğer formlar için birazcık daha zamana ihtiyacım var, fırınlanmak için bekliyorlar.

27 Şubat 2010 Cumartesi

Tarçın - Heykel

Efendiim, sizi köpeğim Tarçınla tanıştırayım. Kendisi bir İngiliz-İspanyol Cocker Spaniel. Dışarı çıktığımızda böyle oturup kedileri keser. Fırsatını bulduğunda da başlar kovalamaya.

Şimdi gelelim teknik konulara. Heykel yaparken genellikle şamot kullanılıyor. Çünkü diğer çamurlara oranla daha yumuşak olduğu için şekillendirmesi nispeten daha kolay oluyor. Öncelikle çamuru döverek kabaca heykelin formunu verdim. Sonrasında elle ve yontma/oyma aletleri ile heykelimin şeklini oluşturdum. Daha sonra fön makinası yardımıyla heykeli biraz kuruttum. Kuruttuktan sonra heykeli ortadan ikiye böldüm ve içini mümkün olduğunca (bacakların içlerini bile!!) oyarak boşalttım. Bunu yapmamızın nedeni nispeten ağırlığını azaltmak ve fırında patlamasını engellemek. Boşaltma işlemi bittikten sonra parçaları birleştirip, son düzeltmeleri yapıp bıraktım kurumaya. Sonrası artık bildiğiniz gibi devam ediyor. 900 derecede pişti. Bisküvi fırınlamasından sonra tamamen siyaha boyayıp sonra üstten nemli süngerle sildim. Çentiklerde siyah etkisi kaldı, tekrar fırına girdi. 1040 derecede pişti. Bu kadar hafifletmeme rağmen hala biraz ağır:)

25 Şubat 2010 Perşembe

Mavi Karaf


Karaf'ın yapımı, kaftandan çok farklı değil aslında. Aynen kaftanda olduğu gibi, bunda da formu hamurun üzerine şekli çizdikten sonra kenarları birleştirerek oluşturdum. Kaftandan farklı olarak, sap ve ağız eklendi. Sapını yapmak için, hamuru elle yuvarlayıp, formunu verdikten sonra gövdeye ekledim. Ağız yapılacak yere de, önce yuvarlak bir delik açtım. O deliğe uyacak bir ağız yapıp, birleşim yerlerini çenttim. Sulandırılmış çamur yardımıyla birleştirdim.

16 Şubat 2010 Salı

Seramik takılar

Seramik takı yapmak eğlenceli olduğu kadar el oyalayan da bir iştir. Zorluklarını birazdan anlatacağım ama keyifli yanlarını sıralamak gerekirse; ufak ebatta olduğu için diğer işlerden kalan çamurları gönül rahatlığıyla kullanabilir ve büyük ebatlı işlere oranla daha kısa zamanda ortaya mamulat çıkarabilirsiniz. Ayrıca tüm yaratıcılığınızı ve zevkinizi ortaya döküp yaptığınız bu takıları takıp hava atabilir, bir anlamda gezici sergi görevi görürsünüz:)

Takınızın kalın ve ağır olmasını istemiyorsanız, hizalama çubuklarını ince tutmakta fayda var. Ben suşi çubukları kullanıyorum.Yuvarlak takıları yaparken, sıvı deterjan kapaklarını kalıp almak için kullanıyorum. Fakat hamuru çıkarırken biraz deforme olabiliyor. (Daha iyi bir çözüm bulduğum zaman sizlerle paylaşacağım)Kalıptan çıkardığım çamuru, nemli bir süngerle düzeltip,
kenarlarını yuvarlıyorum yoksa sır tutmaz. Süngeriniz yeteri kadar nemliyse şekille oynamak, örneğin ovalleştirmek daha kolay oluyor.Formu verdikten sonra, çamur çok nemli kaldıysa, havlu kağıtla üstündeki suyu almak ya da fön makinasıyla hafifçe kurutmak gerekebiliyor. Buraya kadarki kısım çok zevkli diyemeyeceğim. Ama bundan sora yaratıcılık kısmı başlıyor, istediğiniz deseni çizebilir ya da elinizin altında bulunan dokuları çamurun üstüne koyup merdane yardımıyla deseni çamurun üzerine çıkarabilirsiniz. Az bastırırsanız doku çıkmaz, çok bastırırsanız şekil deforme olabilir. Ayrıca kolye için delik delmek gerekiyor, bunun için pipet kullanabilirsiniz. Kıvamına alışmanız için biraz pratik yapmak gerekiyor. Fakat her halükarda, desen ve delik işini hallettikten sonra nemli sünger yardımıyla formu toparlamakta fayda var.

Bisküviler fırınlandıktan sonra özellikle desenli takıları mat siyahla tamamen boyayıp nemli sünger yardımıyla yüzeydeki siyahlıkları temizleyip sadece girintilerde karaltı bıraktıktan sonra üzerini şeffaf veya yarı şeffaf sırlarla sırlarsanız aşağıdaki gibi sonuçlar alırsınız.

Soldaki takıyı yaparken az önce bahsettiğim suşi çubuklarını kullandım. İlk önce 2 tane küçük yuvarlak yaptım. Alta bir tane yuvarlak koydum. 2. yuvarlağın ortasından (asimetrik olacak şekilde) bir parçayı kestim ve ikiye ayırdım. Bu parçaları çentme aleti ve sulandırılmış çamur yardımıyla alttaki yuvarlağın kenarlarına hizalayarak yapıştırdım. Suşi çubuklarını bastırarak desen yapıp sonra sırlamasını tamamladım.


Sağdaki takıyı yaparken, şarap şişesinin etrafındaki plastik fileyi kullandım. Fakat file toplandığı için yapmak biraz zor oldu. Desen çok hoşuma gittiği için tabak da yapmayı denedim fakat başaramadım:(


Baykuşlu takılar belki de en kolay yaptıklarım ama en çok beğenilen takılarım oldu. Evde çok eskiden kalma bakır bir kolyem vardı. Merdane yardımıyla bastırarak desen aldım. Bir tanesine tam şekli bastırdım, diğerine yarım.Yarım bıraktığımın üstüne ay ve yıldız yapıp gece mavisine boyadım.


Sağdakiler de yontma kalemiyle yaptığım takılara
örnekler. Ben en çok bunları yaparken eğlendim. Gördünüz üzere takılara çeşitli renklerde mumlu ip kullandım. Malzeme olarak da tahta ve cam boncuklar. Ayrıca sadece kalın bir deri ip ve tek boncuk da güzel oluyor.
Birkaç hafta sonra diğer formlarda yaptığım takıları paylaşacağım. Şu anda bisküvi durumdalar:)

2 Şubat 2010 Salı

Turkuaz Kaftan




Plaka yöntemi kullanılarak yapılmış kaftan. Beyaz çamur, merdaneyle dövülerek inceltildi. Sonrasında hamurun 2 yanına eşit kalınlıkta çıtalar konularak hamur açıldı. Yanlarına çıta koymamızın nedeni hamuru eşit kalınlıkta açabilmek. Hamurun üzerine kaftan şekli çizildi ve hamur bu çizime uygun olarak kesildi. Bu şekli hamurun geri kalan kısmının üzerine koyarak 2. bir kaftan şekli kestim. Hamurları merdanelerin üzerine koyarak yuvarlak şekil almalarını sağlayacak şekilde fön makinasıyla kuruttum. Kuruma sırasında çatlayan yerleri parmağımla ovarak birleştirdim. Daha sonra kaftanların kenarlarını çentme fırçası (uçları tel fırça) çenttim ve sulandırılmış çamur sürdüm. Sonra kaftanları kenarlarından birleştirdim. Ön tarafını boyundan keserek yaka biçimi verdikten sonra ince testereyle tüm kaftanı çenterek düzledim. Testere izlerini yok etmek için nemli bir süngerle üzerlerinden geçtikten sonra kaftana çintemani ve lale deseni çizildi. Kuruduktan sonra fırınlandı. Fırınlanma işleminden sonra olası pürüzleri gidermek için zımpara kağıdıyla zımparalayıp, nemli süngerle tozları aldım. En son artistik sırla desenleri ve kaftanı boyadıktan sonra 1040 derecede fırınladım. Kullandığım artistik sır akışkan olduğundan, boyalar akarak farklı bir görüntü oluşturdu. Ancak net çizgiler elde edilmek isteniyorsa sırüstü boyama yapmak ya da artistik sırrı daha düşük derecelerde pişirmek gerekmektedir.

24 Ocak 2010 Pazar

Kiraz Yazı


Baharın habercisi adlı tabaktan farklı olarak, burada desenler dış tarafa uygulandı. Kalıp alacağım tabağın içine havlu kağıt koyduktan sonra kiraz ve yaprak desenlerini tabağın içine yerleştirdim. Gerisi aynen Baharın Habercisi gibi... Ayrıca tabağın içi sırlandı. Şamotta genellikle sırlama çok başarılı sonuç vermiyor. Ancak dıştan desenli tabakların içlerini kapatıcı sırlarla sırlamak iyi oluyor.


23 Ocak 2010 Cumartesi

Baharın Habercisi


3 farkı çamur ile yapılan seramik tabak. Kullanılan çamurlar; şamot, beyaz çamur ve çömlekçi çamuru (kırmızı çamur). Çalıştığım duralit levhanın üzerine yapacağım tabak boyutunda bir yuvarlak çizdim. Bu yuvarlağın içine dokulu yüzeyler alta gelecek şekilde tabakta olmasını istediğim desenleri (kırmızı ve beyaz çamurdan kelebekler ve hamur sicimler) yerleştirdim. Bu şekilleri fön makinası yardımıyla biraz kuruttum. Daha sonra çizdiğim yuvarlağı taşmayacak şekilde parça parça kopardığım şamotla desenlerin üzerini kaplayıp, dıştan şamotu düzelttim. Tekrar fön makinası yardımıyla hamuru hafifçe kuruttuktan sonra hamuru kenarlardan dikkatlice kaldırarak kalıp aldığım tabağın içine yerleştirip doğal kuruma sürecine bıraktım. Bisküvi fırınlamasından sonra tabağın tamamı oksitlendi ve üstten silindi. Böylece kimi yerlerde oksit etkisi kaldı ve tekrar pişirime girdi.