Aslında yazın yaptığım takıları ancak tamamlayabildim.Seramik takı yapmak benim için inişli çıkışlı bir iş. Çamurdan şekil verirken çok eğleniyorum. Bisküvi fırınlaması bitince alıyor beni bir tasa. Ayy, ben bunlari ne renk yapsam diye karar kara düşünüyorum. Bu arada kolye uçları beni bir köşede bekliyor. Bir şekilde sırladıktan sonra, fırından çıkanları genelde pek beğenmiyorum. Bir köşeye atılıyorlar tekrar. Aradan uzunca bir süre geçtikten sonra takıya dönüştürmeye karar veriyorum. Bu aşama çok zevkli. Genellikle herbiri diğerinden farklı oluyor. En son çıkan sonuç genelde yüzümü güldürüyor.
15 Ocak 2011 Cumartesi
10 Aralık 2010 Cuma
Bu kız bunca zamandır ne yapıyor:)
Bloğuma baktım da en son Haziran'da birşeyler yazmışım. Demek ki biraz biriktirmem gerekiyormuş.Bildiğiniz gibi yaz korkunç sıcak geçti. Değil seramik yapmak, hiçbirşey yapamaz hale geldim. Neyse ki torna dersleri almaya başlamıştım, tatiller hariç aksatmadan devam ettim.
Torna pek öyle yazılarak anlatılacak birşey değil:(
Bu arada Mecidiyeköy'deki evimi atölyeye çevirdim. Dün itibariyle çalışmaya başladım. Pazartesi, Salı ve Çarşamba günleri orada çalışmaya devam edeceğim. Yolunuz düşerse kahve içmeye beklerim.
Eylül'de de Kadıköy Halkeğitim'de seramik derslerine başladım. Orada yaptıklarımızı ancak Nisan'dan sonra sırlayacağımız için yaptıklarımızı yaza doğru paylaşıyor olacağım.
Benden haberler şimdilik bu kadar, bundan sonra yaptıklarımı daha düzenli paylaşmaya çalışacağım.
Torna pek öyle yazılarak anlatılacak birşey değil:(
Bu arada Mecidiyeköy'deki evimi atölyeye çevirdim. Dün itibariyle çalışmaya başladım. Pazartesi, Salı ve Çarşamba günleri orada çalışmaya devam edeceğim. Yolunuz düşerse kahve içmeye beklerim.
Eylül'de de Kadıköy Halkeğitim'de seramik derslerine başladım. Orada yaptıklarımızı ancak Nisan'dan sonra sırlayacağımız için yaptıklarımızı yaza doğru paylaşıyor olacağım.
Benden haberler şimdilik bu kadar, bundan sonra yaptıklarımı daha düzenli paylaşmaya çalışacağım.
28 Nisan 2010 Çarşamba
İlk torna ve sıraltı denemem
Eee, her zaman sonuç başarılı olmuyor. Biraz da patlak işleri paylaşmakta yarar var:)
Öncelikle tornadan başlayayım. Torna oldukça zevkli ama bir o kadar da zor ve pis bir iş. Bu alanda uzmanlaşmak için pislik kaldırır bir atölyeniz, sabrınız ve yeteneğiniz olması gerekiyor. Çamurunuzda hiç hava kalmaması çok önemli. Daha sonra çamuru merkeze almayı becermeniz gerekiyor ki yalpalamasın. Bunda genellikle zorlanılıyormuş, bana o kadar zor gelmedi. Bence asıl nokta duracağınız yeri farkedebilmekte. Çünkü çamurla oynarken bir form yakalıyorsunuz fakat inceltmek veya uzatmak istediğinizde kopmalar oluyor. Deneyimliler bu noktayı 'işi zirvedeyken bırakmak' diye ifade ediyorlar. Asıl ustalık ne zaman zirvede olduğunu anlamak bence...Mesela ben uzun bir vazo yapmak isterken, tepesi koptuğu için mumlukla yetinmek zorunda kaldım:(
Gelelim sıraltına...Sıraltı ve sır üstü boyamaları ayrı ayrı fırınlamak gerekiyor. Ya da sıraltı uyguladıktan sonra üzerine pistole ile sır geçmek gerekiyor. Benim gibi ikisini de fırça ile yapıp, ayrı ayrı fırınlamazsanız, sıraltı boyalarının üstüne şeffaf sır geçince sıraltı dağılıyor. Buradaki hatamı, Prof. Sıdıka Sibel Sevim'in 'Seramik Dekor ve Uygulama Teknikleri' kitabını okuyunca anladım. Çok faydalı bir kitap, tavsiye ederim.
Etiketler:
art,
beyaz çamur,
ceramic,
el yapımı,
glaze,
handmade,
sanat,
seramik,
Sıdıka Sibel Sevim,
sır,
sıraltı,
torna,
underglaze
22 Mart 2010 Pazartesi
Gelincik
Yeni ürünler fırından çıktı. Heykeli oyarak boşaltmaktan pek keyif almamış biri olarak, yine plaka yöntemi kullanarak yaptığım bir heykeli paylaşmak istiyorum. Bir arkadaşım görünce geline benzettiği için adı gelincik oldu:)
Beyaz çamuru, hizalama çubuklarıyla açtıktan sonra üzerine etekli bir kadın vücudu çizdim ve çamuru bu çizgilerin üzerinden kestim. Bu parçayı tekrar çamurun üzerine koyup ikinci bir parça aldım. Burada önemli olan etekleri alabildiğine geniş kesmek. Daha sonra bu parçaları genişçe bir merdane üstüne koyarak, fön makinasıyla bir süre kuruttum. Böylece çamurlarım yuvarlak bir form alarak tek başlarına ayakta durabilir oldular. Bu sırada oluşan çatlamaları parmağımla ovuşturarak birleştirdim. Daha geniş çatlamaları ise oyma kalemi yardımıyla kaynaştırıp, parmağımla ovarak düzelttim.
2 parça formlarını tek başlarına aldıktan sonra , çamurların kenarlarını çentip sulandırılmış çamur sürdüm ve parçaları birleştirdim. Heykelin iç tarafındaki eklem yerlerine, ince çamur parçaları ekleyip, oyma kalemi yardımıyla yapıştırdım ve düzelttim. En son dıştan son traşmaları ve düzeltmeleri yaptıktan sonra ana gövde hazır oldu.
Elimle yuvarlayarak kafayı yapıp, içini boşalttıktan sonra ana gövdeye ekledim. Elbisenin ön tarafındaki fırfırlar için, ince parçalar kesip üzerine dantelle desen verdim. Bu fırfırları katlayarak, arkalarından çentikler attım. Gövdeyi de çenttikten sonra sulandırılmış çamur yardımıyla yapıştırdım. Bu kısım biraz dikkat istiyor. Çünkü, çok bastırırsanız dantel desenleri kayboluyor. Saçı için ise elimle yuvarlayarak pelikler için sicimler yapıp, bunları ördüm. Örerken çatlıyor. Ben ıslak sünger yardımıyla bu çatlakları yok ettim. Daha sonra bu peliği kafaya ve etek kısımlarına yapıştırdım.
Bisküvi pişiriminden sonra, krakle (crackle) beyaz sırla sırlandı. Tekrar fırından çıktıktan sonra çatlaklar belli olsun diye siyah mürekkeple boyayıp, üstten mürekkepleri sildim. Aralarda siyahlar kaldı.
Gerçekten çok el oyalayan bir formdu. Özellikle pelik ve dantel kısmı için yaklaşık 4 saat uğraştım, ama emeğime değdi:)
10 Mart 2010 Çarşamba
Faşo Ağa
Daha önce yaptığım heykelcikte içini boşaltma kısmından pek hazzetmediğim için, bunu yaparken farklı bir teknik kullandım. Öncelikle çamuru masaya vurarak dikdörtgen form verdim. Sonra çamurun ortasından bir çıta geçirdim. Çıtanın iki tarafından yuvarlamaya başladım. Böylece çamur yuvarlak bir form alırken içi de boşalmış oldu. Vazo yaparken bu teknik çok işe yarayabilir;)
Çamur istediğim kalınlıkta olunca, ortanın biraz yukarısından elle sıkarak boyun kısmını oluşturdum. Alt tarafını elimle yanlara doğru açtım. Omuz kısmı çok dar olduğundan, yanlara çamur ekledim. Arkadan öne doğru (parmak izlerim çıkacak şekilde) çamuru yaydım ve bu şal görüntüsü vermekle kalmayıp, omuzlara hacim kazandırdı. Kafasını yapmak için ise ellerimle ve ıslak sünger yardımıyla çamuru toparladım. Kafasının üstünü açık bıraktım. Kaşlarının çıkıntısını yapmak için çamuru içeriden parmaklarımla ittirdim.
En son kafasının tepesine şapka yapıp, sulandırılmış çamur yardımıyla yapıştırdım. Genel hatlarıyla form oluştuktan sonra, bıyık, kulak, gözler, yaka vs yapmak çok kolaylaştı.
Bisküvi fırınlamasından sonra öncelikle mat siyah sırla tamamen sırladım, daha sonra üstten nemli süngerle silerek sadece dokularda siyahlık kalmasını sağladım. Sadece şal, saç, bıyık ve şapkayı renklendirdim. Böylece sonradan renklendirme siyah beyaz filmler gibi oldu, ağamız da o filmlerin sert kabuğunun altında altın gibi kalp taşıyan baş karakteri...
8 Mart 2010 Pazartesi
Yaprak tabak
Sizlerle yapımı çok basit olan, yapraktan tabak yapımını paylaşacağım. Hizalama çıtaları yardımıyla eşit kalınlıkta açtığım beyaz çamurun üzerine damarlı kısım çamurun üzerine gelecek şekilde yaprağı yerleştirdim. Merdaneyle hafifçe bastırarak yaprağın dokusunu çamura çıkardım. Daha sonra yaprağın kenarlarından keserek fazla çamuru ayrıştırdım. Sonrasında ise yaprağın kenarlarını çok hafifçe ıslatıp yukarı doğru kıvırdım. Kıvırdıkça bir yandan fön makinasıyla kuruttum. Yoksa çamur kendini salıyor. Eser bu sırada hafif çatlaklar oluşursa parmağınızla hafifçe ovuşturarak çatlakları düzeltebilirsiniz. Fırına isterseniz yaprakla sokabilirsiniz. Nasılsa o yüksek sıcaklıkla toz oluyor. Benimkinde zaten kurudukça yaprağı attı.
Fırınlamadan sonra mat siyah sırla sırladım. Daha sonra nemli süngerle üstten sildim, sadece damarlarda siyah etkisi kaldı. En üste ise yeşil sır sürdüm.
Ben bu tabağın üzerine tealight mumlar koyarak mumluk olarak kullanıyorum. Siz daha büyük yapraklar kullanıp kocaman kaseler bile yapabilirsiniz.
2 Mart 2010 Salı
Seramik takılar - 2
Neyse biz moralimizi bozmayalim, ne de olsa soğuk havalarda seramik yapmak daha kolay. Anlaşılan bir süre daha hızlı kurudu, çatladı dertlerimiz olmayacak:)
Uğurböcekli takıları yaparken olmazsa olmaz deterjan kapaklarım başucumdaydı. Sol baştakini yaparken ufak bir kapakla iki tane yuvarlak kestim. Alta tam yuvarlak koydum, üste kanat şeklinde kestiğim ikinci yuvarlağın parçalarını yapıştırdım. Sonra kanatların üzerine suşi çubuklarının yardımıyla noktacıklar yapıp ön tarafa baş için küçük bir parça ekledim.
Sağdaki için ise büyükçe bir yuvarlak kestim. Bu yuvarlağın ortasından (daha küçük bir kapak yardımıyla) bir parça çıkardım. Nemli bir süngerle güzelce ıslatınca elle damlamsı bir şekil vermek kolay oldu. Takıyı yaparken içlerine camdan uğurböcekleri sarkıttım.
Bunlar da balıklı takılarım.Yapımları çok basit. Evde balıklı bir kolyem vardı. Çamurun üzerine bastırıp, sırlayınca böyle oldular:) Herhalde en çok balık burcu olanlar rağbet eder bunlara...
********************************************************************************
Ortadakine ise deniz kabuğunun desenini çıkardım.
Sağdakinin desenini oyma kalemiyle yaptım. Kenarlarındaki oyukları yapmak içinse kürdan kullandım. Kürdanla hamuru ortalara doğru ittirdim.
Bunların çoğu yuvarlak formdaki takılar. Yayınlamaya söz verdiğim diğer formlar için birazcık daha zamana ihtiyacım var, fırınlanmak için bekliyorlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)